31 Temmuz 2010 Cumartesi

Dişçi

Dişçiden çok korkuyorum ben '-' 
Aylar oldu diş ağrısı çekmekteyim ama yok inatla gitmiyorum, gidemiyorum doktora '-' 
Ağrı kesiciyi kaktırıyorum geçiyor ağrısı oh diş iyileşti sanıyorum, öyle malım.
Ta ki diğer ağrı başladığında kavrıyorum durumu.

Küçükken kendi dişini kendi çeken bir velettim ben üstelik.
Sallanmaya başlarlardı, dilimle ittire ittire gevşetir daha sonra çekerdim elimle kanardı az bi elimde diş annemin yanına gider gösterirdim pamuk koyardı sonra.
Biraz daha büyüdüğümde dişçiye gittim çektirdim sallanan dişleri. 
Hani çocuksun o zaman korksana yahu dişçiden.
Sen küçüksün, doktor büyük elinde bir şeylerle ağzının içinde dişlerinle oynuyuyor falan
Ama her ağzın içine sıkıyor ya uyuşturmak için sprey o mu hoşuma giderdi neydi anlamadım ki
Yanağın normal boyutlarında ama sanki ağzına portakal sokmuşsun gibi hissedersin :p
Yanağını ısırırsın acımaz, çekilen yeri dilinle eşelersin bişi hissetmezsin :p
Acı yok rakiğ acı yoğk -_-

Ama bün geldi dişçi koltuğuna oturan kişi annem oldu.
Ben de çantası olarak yanındayım yine.
Çektirecek dişini, çürük.
Hani 10-11 falanım ben de.
Allam doktor uyuşturdu şimdi, anne yatıyor koltukta, ben arkada izliyorum.
İzlemez olaydım nalet gitsin.
Katur kutur nasıl uğraşıyor dişle allaaah
Annemde tık yok uyuşuk ağız, sese de alışmış.
Lan geberdim arkada, resmen içimi söktü çıkardı katır katır oya oyaa
O ses nasıl bir ses idi yarab >.<
O günden beri nasıl işlediyse bilinçaltıma gidemiyorum dişçiye.
Dişçiye gittiğimi bile düşünemiyorum o kadar kötüyüm.
Ulan dişççi mete geleceğimle oynadın lan ! 
Geçen gördüm seni saçların beyazlamış, bi ayağın çukurda oh dedim görünce -_-

Çocukları uzak tutun böyle şeylerden, etkileniyoruz anacığm sonra -_-

Bide çürük dişimle albeni tane tane yiyorum şimdi oh olsun -_-
Çok güzelmiş lan bu arada.

Kontrolsüzlük











Dün yine kaybetmişim kontrolümü olmayacak şeyler söylemişim benim adama.

Küfrün biri bin para mesajlar atmışım ya da attım neyse işte.

Sinirlendiğimde cidden kontrolümü kaybediyorum.
Ciddi anlamda.
Hani içime ayrı bir ruh kaçıyor gibi.
Bi güçleniyorum kuvvetleniyorum, normalde demeyeceğim şeyler diyip vermeyeceğim tepkiler veriyorum.
Sakinleşincede bu yaptıklarımdan dolayı pişmanlık duyuyorum.
Niye dedim, niye öyle davrandım, kafasızım ben, şuyum buyum diye bu sefer kendime saydırmaya başlıyorum.
İşin kötüsü eskiden bu kadar çabuk sinirlenmezdim ben.
Bu hale gelebilmem için karşıdakinin baya bi haltlar yemiş olması gerekirdi.
Sabrım mı tükenmeye başladı benim mi ruhsal bozukluğum arttı bilmiyorum.

Neyse işte ben ona, o bana bir güzel saydırdı.
O kadar lafı işitsem ben de çemkiririm haklı adam ): 
Ben de normal ruh halime dönünce nasıl kırdığımı farkettim.
Oturdum ağladım.
Kalktım temizlik yaptım.
Yemek yaptım.
Tekrar ağladım.
Bu kadar suçlu hissetmenin sonunda gittim yine özür diledim ondan.
İyi ettim, hoş ettim.
Ama biliyorum ki bu özür dileme şeysi bana baya bi eksi yönde dönecek.
Sanki tamamen haksızmışım gibi üzerime gelecek.
Ondada hata olduğunu anlatmaya çalışıcam ama anlatamıycam.

Ya kendimi kontrol etmeyi öğrenmeliyim ya da onu alt etmeyi bu konuda.
Yoksa terazinin topuzu sürekli onun tarafına kaymakta ve bu iliişkinin ağzına sıçan benmişim gibi görünmekte.
20 yaşıma gelmişim kendimi kontrol etmeyi öğrenememişim bu saatten sonra nasıl yapacağım hakkındada hiçbir fikrim yok '-' 

Gün gelecek bi bok yapmadığım halde ilişkinin içine eden ben olucam ya, heh işte o zaman kendi kafamı duvara sürtüp kendimden hıncımı kendim alıcam +_+

29 Temmuz 2010 Perşembe

Vakti zamanında..




Geçenlerde öyle aklıma düştü. Eskiden ranzalar vardı. Bazaymış, baza başıymış ne bilim sandıklısı sandıksızı yoktu, varsa da bu kadar yaygın değil idi en azından.

Benim çocukluğum ranzanın üst katında geçti mesela ihi
Altta kardeşim yatardı falan.
O bile bir eğlenceydi o zamanlar için.
Mesela saklambaç, körebe falan oynarken o ranzanın altı saklanmak için çok iyi bir yerdi :D
Okuldan çok tebeşir aşırdım ben ranzaların o alt plakayı karalama yapmak için :D
Yazmayı yeni öğrendiğim zaman gelir orada alıştırma yapardım mesela, yat yatağa yukarıdaki plakayı karala dur
Anne yaz baba yaz kardeş yaz ne bileyim pek bir eğlenceli gelirdi.
Ev çizerdim, çöp adam çizerdim renkli renkli..Sarı, pembe, kırmızı..

Sonra mesela atlamak için üzerinden kendimi geliştirmeye çalışırdım :D 
İlk merdivenden, ikincisinden, üçüncüsünden derken yatağın üzerinde ayağa kalkıp atlamışlığım bile var heheey -_-
O zamanlar için nasıl büyük başarıydı bu, bir kere atladım ya hadi hop yukarı çık tekrar atla falan tey allam :D
Sonra merdivenlere basmadan tırmanmaya başlamalar falan, boy uzuyor ya onun göstergesi, büyüdüm oldum ben demek istiyor aslında insan orda :D 

Yukarıda yatıyorsun ya evin tavanına dokunabiliyorsun mesela.
Allah'ım uzamış, kocaman falan hissediyorsun kendini
Evin tavanı bu boru mu, dokunuyorsun ona falan nasıl yüce bir şey yarabbim.

Yukarıdan aşağıya sallandırırsın kafanı kalk dersin kardeşe, üzerine atlarsın falan

Korkuluğu vardı sonra o üst katın, kırdık tabi biz onu sonradan :D
Uyurken bir gece nasıl kıpırdanıyorsam artık pat dedim düştüm üst kattan
Çocuksun ya 2 ağlıyorsun geçiyor hatırlamıyorsun bile acısını

Bu sebeplerden hep daha samimi geldi ranzalar.
Abla-kardeş, abi-kardeş arasında farklı bir bağ oluşmasına sebepmiş gibi geliyor bana.

Yenileniyoruz, her şey daha pratik olsun diye, daha güzel görünsün diye durmadan bir değişim içerisindeyiz.
Şimdi olan 10 sene sonra yok olup gitmeye yüz tutuyor falan.
Ama sanki bu sırada insanları birbirinden uzaklaştırıyorlar.
Her alanda, her şeyde geçerli bu.
Çocukluğu, gençliği, olgunu tam anlamıyla yaşamamıza izin vermiyorlar sanırım.
Bu kadar gelişmek iyi değil bence.

Ve evet bir ranzadan tee buralara kadar getirebildim konuyu -_-