15 Ekim 2010 Cuma

Hı hı.

Yalnızım 2 gün..
Öyle bok bir zamanda yalnız kaldım ki, bütün zamanımı ağlayarak değerlendirecekmişim gibi geliyor.


Benim hiçbir zaman çok arkadaşım olmadı.
Hiç büyük grupların içinde yer almadım.
Hep tektim sayılır.
Bundan hiç şikayet ettiğimi de hatırlamıyorum.
İnsanları sevmiyordum o zamanlar.
Yokluklarını hissetmedim hiç..
Kendi kabuğumda çok mutluydum ben.
Arkamdan laf söylenmiyordu, alay konusu olmuyordum, birileri arkamdan kuyumu kazmıyordu, onlarla uğraşmak zorunda kalmıyordum.


Şimdi ise yalnız kalmaktan korkuyorum..
Birini aldım hayatıma.
Birini sevdim.
Onun yüzünden şimdi yalnız kalmaktan korkuyorum.


İlgiye alışıyorsun.
Sevgiye alışıyorsun.
El üstünde tutulmaya alışıyorsun.
Birinin sana "günaydın" demesine alışıyorsun en kötüsü..
Sabahları "günaydın" demediğinde aydınlanmıyor günüm.
Hayaletten farksızım o olmadığı zaman.


Şimdi beni yokuluğuna alıştırmaya çalışıyor sanki.
Sessiz sedasız uçup gidiyor avuçlarımdan, yavaşça topluyor yüreğimden ona dair olan şeyleri.


Ben çok üzülüyorum.
Ben çok korkuyorum. 


Bu hale gelme sebebimizin çoğunun onun suçu olmasına rağmen, suçluluk duyan ben oluyorum.
Ben artık ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.


Çok güzeldik  biz önceden.
Hayrandım ben "biz"e .
Herkese ne kadar harika olduğumuzdan bahsediyordum.
Şimdi ise iyiyiz bile diyemiyorum. 


Sen girince hayatıma yalnız kalmayacağım bundan sonra dedim. 
Sen varsın dedim gitmezsin dedim, gitmem dedin. 


Ama noldu ki bize? 


Yaza yaza bitiremiyorum bugün içimdekileri. 
Her başladığımda başka bir şey oluyor konu.
O kadar çoksun ki içimde.


6 sayfa yazdım yolladım sana bugün. Durdurmasam bi o kadar daha yazabilirdim sanırım. 
Ders dinleyemiyorum, odaklanamıyorum, düşünemiyorum, nefes alamıyorum. 


Konuşmuyorum seninle, seninde bununla bir sorunun varmış gibi gelmiyor işin kötüsü. 


Seni düşünmekten yoruluyor artık beynim.


Yalnızlık fobimin sebebi oldun. Şuan duramıyorum tek başıma evde, duvarlar üstüme geliyor. Ama sırf kendime işkence olsun diye gitmiyorum bir yere. 




Ama hala o kadar safım ki.
İyi olacağımıza inanıyorum.
Harika olacağımıza inanıyorum eskisi gibi.
Evet biliyorum, salağım (= 


Bide, çok güzelsin sen..
http://fizy.com/#s/1jq3yl

28 Eylül 2010 Salı

Sıkıntı! kafam sana girsin başka da bir şey demiyorum.

En sıkıntılı dönemlerimden birini yaşıyorum sanırım.
Ev, okul, sevgili, para durumlarının hepsinin boktan olduğu bir zamandayım.
Hayatımı oluşturan temel şeylerinde bu olduğunu düşündüğüm zaman sıçmışım ben demekten başka bir şey diyemiyorum.
Hepsini toparlamaya çalışırken, tek başıma, daha da dağılıyorum ama kendim dışında kimse farkında değil. 
Acımatasyona bağlamak istemiyorum hiç.
Hiç bir zaman kendine acıyan, kendine acıttıran biri olmadım, olmak niyetinde de değilim ama şikayet etmeden duramıyorum artık.
Etrafımdaki kimse ben bundan memnunum der halde değiller.
Herkes bir şeylerden, birilerinden bazen de kendilerinden şikayetçiler.


Niye bu kadar mutsuz olduk biz? 


Ve ben tahammülsüz olmaya başladım sanırım artık.
Sabredemiyorum bir şeyler için.
Bekleyemiyorum.
Beklemek öldürüyor beni yavaş yavaş.


Oturamıyorum bir yerde.
Evde, dışarıda, duramıyorum hiçbir yerde.


Kolayca bir şeylerden vazgeçebiliyorum artık.
Silip atıyorum hemen.
Canım istemiyor diyorum oh.
Sanki tüm dünya benim canımın derdindeymiş gibi.


Ne yapmam gerektiğini kestiremiyorum artık.


Ne yapmalıyım?
Nasıl durmalıyım?
Nasıl davranmalıyım?
Neye? kime? niye? neden? niçin?


Öeeef !

13 Eylül 2010 Pazartesi

Pıt..

İnsan yatak özler mi? Yatağını özlerde yatak özler mi?
Yatak gibi bir yatakta yattım diye ağlar mı?
Öyle bir durumdayım ki işte ben.
Hem özledim hem de ağladım ben.
Yatakta yattım diye sevindim ben. 

17 Ağustos 2010 Salı

Lan mayoz ! Lan mitoz ! Elime düşeceksiniz gün gelecek !


Bazıları için aşırı kolay olan şeyler yine bazıları için çok zordur.
İp atlamak benim için kolayken belki de senin baya zorlayıcı bir şey hı? 
Bu yüzden olsa gerek insanları yaptıkları ya da yapamadıkları için kınamak ya da ne bileyim küçük görmek yersiz gelir bana.
Belki de kendimi ezik görmemek için uydurduğum bir şey bu :D 

Bazı şeyler vardır ki öğrenemiyorum ben '-' 
Mesela soyut-somut kelimelerinin anlamını düşünmeden pat diye söyleyebilmem mümkün değil şu yaşımda.
Evet çok küçük düşürücü ama öyle.
Mesela şimdi yazarken bile düşünüyorum hangisi neydi diye ve hala daha emin olamıyorum
Soyut hayali falan olanlardı değil mi ya /: 
Nalet gitsin! 
Çok utanıyorum ya bu yüzden öyle böyle değil.

Belki 5.sınıftan beri falan bize öğretilmeye çalışılan bir şey bu.
O zamandan beri pek çok karşıma çıkmış olmasına rağmen yok olmuyor öğrenemiyorum ya şaka gibi! 
Şifreliyorum yine yemiyor.

Yine buna benzer mesela mayoz, mitoz bölünmlerinin safhalarını da öğrenemiyorum >.<
Bir kere öğrenir gibi oldum.
Ağh o zaman ki mutluluğum tarif edilemez.
Lise 2 de idim. İlk biyoloji sınavından 12 ya da 21 öyle bir şey almıştım.
Kendimi sıkıp yükseltmem lazımdı.
3-4 gelsin en azından diye.
Şansımada en detaylı işlenen konulardan biriydi bu fakat bu safha kısımlarını "biliyorsunuz nasılsa" diyerek geçmişti hocamız.
Diyemedim ki bilmiyorum ben.
Rezillik yani. Daha geçen sene dönem sonuna doğru görmüşsün konuyu ondan önce milyon kere..
İşte o sınava çalıştım köpek gibi, deli gibi ezberledim bunları tabi ben.
Sınavda sorularda var mı diye hızlı bir tarayış, soruyu görüp cevaplamak bir kaç dakikamı aldı.
Unutucam korkusu var ama nasıl.
Korktuğumda oldu ama en azından soruyu cevapladıktan sonra :D 
Soruyu cevaplayıp diğer sorunun rakamını yazdığım an pııırrr dedi uçtu lan bir güzel bildiklerim.
Böyle şeyler için, kolay ezberleyebileyim diye şifrelerim genelde çoğu öğrenci gibi :D 
Bi tek aklımda kalan anafaz..
Neydi ekvatorda toplanıyorlardı, yani anasının kucağına geliyorlardı "ana"faz oydu işte :D 
Okuduğum bölüm nedeni ile hemen hemen her derste her dönemde karşıma çıkmaya devam ediyorlar.
Ve ben yine öğrenemiyorum.
Utanıyorum la bildiğin ağfhş
Öğrenmeye de çalışmıyorum zaten artık, saldım ipleri /: 

Bunun gibi aşırı basit ama öğrenemediğim bir dünya şey var işin kötüsü.
Bir yerde karşıma geldiklerinde ımm şey kem küm aslında şöyle bir şeydi falan diye diye kıvranıyorum ve uzaklaşıyorum ordan

Herkesin vardır ama değil mi böyle bir şeysi?
Olsun lan yalnız kalmayayım hı /: 

Ay bide şimdi meseneye gelip bana ":p" yapan annem..Manyaksın sen :D
Anne ol az, az teknolocik olma la aayy :D

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Ef püf

İnsansın, istiyorsun ki her dediğin istediğin gibi olsun, istediğin zamanda olsun.
Ama gerçekte öyle olmuyor, biliyoruz ama ne hikmetse yinede istemekten vazgeçmiyoruz. 
Ağzımız sürekli yanıyor ama hala daha üflemiyoruz misali.

Tamam olmayacak diye düşünüp karamsarlığa bağlamak daha kötü.
Fakat kalkıpta olmadığında o soğukkanlılığıda korumak gerek sanki.
"Ağh olmadı yine yine" diyerek karalar bağlamak mantıksız geliyor bana.
Bir süreden sonra artık alışmak gerek.
Bu olmazsa diyerek alternatif üretmek gerek yani.
Hayatın sana değil, senin hayata ayak uydurman gerektiğini ne kadar kısa zamanda öğrenirsen inan canın o kadar az acır.

Ne zaman bir plan yapsam. Ama ne zaman yani, istisnasız.
Hiç olmadı, hiç.
Planlar yaptım hayatımda çoğu zaman.
"Bu zamanda gideceğim" 
"Şu zamanda bu olacak ona göre ben de böyle yaparım"
Fakat hiç yaptığım bir planın uygulamaya geçtiğini görmedim kendi adıma.
Neden?
Çünkü bir plan yaparken sadece kendini göz önünde bulunduruyorsun hadi en olmadı o işi yapacağın kişiyi düşünüp ona göre bir şeyler kuruyorsun.
Ama diğer bütün insanları unutuyorsun.
Onların işlerini sana ya da ona göre ayarlamadığını o an düşünemiyorsun.
Sonra gelsin hayal kırıklığı, gelsin üzüntü, gelsin ağlamalar zırlamalar.

O kadar tutmayan plandan sonra, her seferinde diyorum ki daha nah düşünür, ayarlarım işlerimi ona göre.
Ama olmuyor.
Tekrar tekrar plan yapıyorum.
Tekrar yüzüme vuruyor olmayışı.
Ama şunu öğrendim onca zamandan sonra.
İplemiyorum artık olmadığında.
Başka zaman diyorum.
Akışına bırakıyorum elimden geldiğince.
İşte o zaman ne hikmetse hiç beklemediğin bir zamanda hiç beklemediğin kadar çabuk oluyor o istediğin.

Plan yapıp tutmasından çok daha güzel bir mutluluk kaplıyor sonra içini ^_^
Aniden olan şeyler insanoğluna nedense daha cazip geliyor sanırım.

Sürprizleri sevmeyenleri anlayamıyorum o yüzden ben.
İnsanlara güvenmediklerinden mi oluyor acaba?
Güvendiğin insanın senin istemeyeceğin bir şeyi yapması mümkün değil gibi geliyor bana.
Sevgilim aniden bir şey yapsın, hiç beklemediğim anda seni seviyorum desin ya da kavgadan sonra ilk canım kelimesini o söylesin..
Yok ulan bundan güzel mutluluk ne biliim

Seviyorum ben o yüzden aniden olan şeyleri.
Alıştım da ohh

Plan yapıp olmayınca üzülmediğinde inanın ki üzerinizden feci bir yük kalkıyor.

Hayatı düşüncelerinizle zorlaştırmak yerine yine düşünceleriniz ile kolaylaştırın (: 
Mutlu olacaksınız.

31 Temmuz 2010 Cumartesi

Dişçi

Dişçiden çok korkuyorum ben '-' 
Aylar oldu diş ağrısı çekmekteyim ama yok inatla gitmiyorum, gidemiyorum doktora '-' 
Ağrı kesiciyi kaktırıyorum geçiyor ağrısı oh diş iyileşti sanıyorum, öyle malım.
Ta ki diğer ağrı başladığında kavrıyorum durumu.

Küçükken kendi dişini kendi çeken bir velettim ben üstelik.
Sallanmaya başlarlardı, dilimle ittire ittire gevşetir daha sonra çekerdim elimle kanardı az bi elimde diş annemin yanına gider gösterirdim pamuk koyardı sonra.
Biraz daha büyüdüğümde dişçiye gittim çektirdim sallanan dişleri. 
Hani çocuksun o zaman korksana yahu dişçiden.
Sen küçüksün, doktor büyük elinde bir şeylerle ağzının içinde dişlerinle oynuyuyor falan
Ama her ağzın içine sıkıyor ya uyuşturmak için sprey o mu hoşuma giderdi neydi anlamadım ki
Yanağın normal boyutlarında ama sanki ağzına portakal sokmuşsun gibi hissedersin :p
Yanağını ısırırsın acımaz, çekilen yeri dilinle eşelersin bişi hissetmezsin :p
Acı yok rakiğ acı yoğk -_-

Ama bün geldi dişçi koltuğuna oturan kişi annem oldu.
Ben de çantası olarak yanındayım yine.
Çektirecek dişini, çürük.
Hani 10-11 falanım ben de.
Allam doktor uyuşturdu şimdi, anne yatıyor koltukta, ben arkada izliyorum.
İzlemez olaydım nalet gitsin.
Katur kutur nasıl uğraşıyor dişle allaaah
Annemde tık yok uyuşuk ağız, sese de alışmış.
Lan geberdim arkada, resmen içimi söktü çıkardı katır katır oya oyaa
O ses nasıl bir ses idi yarab >.<
O günden beri nasıl işlediyse bilinçaltıma gidemiyorum dişçiye.
Dişçiye gittiğimi bile düşünemiyorum o kadar kötüyüm.
Ulan dişççi mete geleceğimle oynadın lan ! 
Geçen gördüm seni saçların beyazlamış, bi ayağın çukurda oh dedim görünce -_-

Çocukları uzak tutun böyle şeylerden, etkileniyoruz anacığm sonra -_-

Bide çürük dişimle albeni tane tane yiyorum şimdi oh olsun -_-
Çok güzelmiş lan bu arada.

Kontrolsüzlük











Dün yine kaybetmişim kontrolümü olmayacak şeyler söylemişim benim adama.

Küfrün biri bin para mesajlar atmışım ya da attım neyse işte.

Sinirlendiğimde cidden kontrolümü kaybediyorum.
Ciddi anlamda.
Hani içime ayrı bir ruh kaçıyor gibi.
Bi güçleniyorum kuvvetleniyorum, normalde demeyeceğim şeyler diyip vermeyeceğim tepkiler veriyorum.
Sakinleşincede bu yaptıklarımdan dolayı pişmanlık duyuyorum.
Niye dedim, niye öyle davrandım, kafasızım ben, şuyum buyum diye bu sefer kendime saydırmaya başlıyorum.
İşin kötüsü eskiden bu kadar çabuk sinirlenmezdim ben.
Bu hale gelebilmem için karşıdakinin baya bi haltlar yemiş olması gerekirdi.
Sabrım mı tükenmeye başladı benim mi ruhsal bozukluğum arttı bilmiyorum.

Neyse işte ben ona, o bana bir güzel saydırdı.
O kadar lafı işitsem ben de çemkiririm haklı adam ): 
Ben de normal ruh halime dönünce nasıl kırdığımı farkettim.
Oturdum ağladım.
Kalktım temizlik yaptım.
Yemek yaptım.
Tekrar ağladım.
Bu kadar suçlu hissetmenin sonunda gittim yine özür diledim ondan.
İyi ettim, hoş ettim.
Ama biliyorum ki bu özür dileme şeysi bana baya bi eksi yönde dönecek.
Sanki tamamen haksızmışım gibi üzerime gelecek.
Ondada hata olduğunu anlatmaya çalışıcam ama anlatamıycam.

Ya kendimi kontrol etmeyi öğrenmeliyim ya da onu alt etmeyi bu konuda.
Yoksa terazinin topuzu sürekli onun tarafına kaymakta ve bu iliişkinin ağzına sıçan benmişim gibi görünmekte.
20 yaşıma gelmişim kendimi kontrol etmeyi öğrenememişim bu saatten sonra nasıl yapacağım hakkındada hiçbir fikrim yok '-' 

Gün gelecek bi bok yapmadığım halde ilişkinin içine eden ben olucam ya, heh işte o zaman kendi kafamı duvara sürtüp kendimden hıncımı kendim alıcam +_+

29 Temmuz 2010 Perşembe

Vakti zamanında..




Geçenlerde öyle aklıma düştü. Eskiden ranzalar vardı. Bazaymış, baza başıymış ne bilim sandıklısı sandıksızı yoktu, varsa da bu kadar yaygın değil idi en azından.

Benim çocukluğum ranzanın üst katında geçti mesela ihi
Altta kardeşim yatardı falan.
O bile bir eğlenceydi o zamanlar için.
Mesela saklambaç, körebe falan oynarken o ranzanın altı saklanmak için çok iyi bir yerdi :D
Okuldan çok tebeşir aşırdım ben ranzaların o alt plakayı karalama yapmak için :D
Yazmayı yeni öğrendiğim zaman gelir orada alıştırma yapardım mesela, yat yatağa yukarıdaki plakayı karala dur
Anne yaz baba yaz kardeş yaz ne bileyim pek bir eğlenceli gelirdi.
Ev çizerdim, çöp adam çizerdim renkli renkli..Sarı, pembe, kırmızı..

Sonra mesela atlamak için üzerinden kendimi geliştirmeye çalışırdım :D 
İlk merdivenden, ikincisinden, üçüncüsünden derken yatağın üzerinde ayağa kalkıp atlamışlığım bile var heheey -_-
O zamanlar için nasıl büyük başarıydı bu, bir kere atladım ya hadi hop yukarı çık tekrar atla falan tey allam :D
Sonra merdivenlere basmadan tırmanmaya başlamalar falan, boy uzuyor ya onun göstergesi, büyüdüm oldum ben demek istiyor aslında insan orda :D 

Yukarıda yatıyorsun ya evin tavanına dokunabiliyorsun mesela.
Allah'ım uzamış, kocaman falan hissediyorsun kendini
Evin tavanı bu boru mu, dokunuyorsun ona falan nasıl yüce bir şey yarabbim.

Yukarıdan aşağıya sallandırırsın kafanı kalk dersin kardeşe, üzerine atlarsın falan

Korkuluğu vardı sonra o üst katın, kırdık tabi biz onu sonradan :D
Uyurken bir gece nasıl kıpırdanıyorsam artık pat dedim düştüm üst kattan
Çocuksun ya 2 ağlıyorsun geçiyor hatırlamıyorsun bile acısını

Bu sebeplerden hep daha samimi geldi ranzalar.
Abla-kardeş, abi-kardeş arasında farklı bir bağ oluşmasına sebepmiş gibi geliyor bana.

Yenileniyoruz, her şey daha pratik olsun diye, daha güzel görünsün diye durmadan bir değişim içerisindeyiz.
Şimdi olan 10 sene sonra yok olup gitmeye yüz tutuyor falan.
Ama sanki bu sırada insanları birbirinden uzaklaştırıyorlar.
Her alanda, her şeyde geçerli bu.
Çocukluğu, gençliği, olgunu tam anlamıyla yaşamamıza izin vermiyorlar sanırım.
Bu kadar gelişmek iyi değil bence.

Ve evet bir ranzadan tee buralara kadar getirebildim konuyu -_-